İskandinavya’da Türk Edebiyatı

İskandinavya’da Türk Edebiyatı

Engin Kılıç

31 Ocak – 3 Şubat 2017 tarihlerinde İsveç’te Uppsala Üniversitesi’nde Türkiye’de örneği olmayan bir akademik etkinliğe katıldım. Aşağıda bu etkinliğin ayrıntılarını ve bu sürece dair izlenimlerimi aktaracağım. 


İsveç’te doktora tezi savunma süreci şu şekilde gerçekleşiyor: Savunmada öğrencinin karşısında bir “opponent” oluyor ve öğrenciye sorular soruyor, tezle ilgili yorumlarını, eleştirilerini dile getiriyor. Öğrenci de bu soru ve eleştirilere karşı tezini savunuyor. Bir de jüri var, jüri bu diyaloğu izliyor, savunma bitikten sonra bir odaya çekilip tartışıyor ve tezin yeterli olup olmadığı konusunda bir karar veriyor, tekrar salona dönerek kararını bildiriyor. Tez beklentileri karşılıyorsa öğrenci doktor unvanını alıyor. Yok eğer çoğunluk öğrencinin savunmasının yeterli olmadığına kanaat getirmişse, o zaman öğrenci kalıyor. 

Türkiye’de örneği olmadığını söylediğim etkinlik ise bu savunmadan makul bir süre önce gerçekleşiyor. Tez yazma sürecinin resmi bir aşaması olan ve “Mock Defense” ya da “Last Seminar” denen bu etkinlik, gerçek savunmanın bir tür simülasyonu gibi bir işlev görüyor. Bir “opponent” belirleniyor, öğrenci tezini bu kişiye gönderiyor. “Opponent” tezi okuduktan sonra belirlenen bir tarihte bu “Mock Defense” kamuya açık olarak gerçekleşiyor. Kimin, neyi, kaç dakika süreyle yapacağı belirli olan bu etkinlikte “opponent”, önce tezin temel argümanlarını özetliyor, sonra da tıpkı gerçek savunmadaki “opponent”in yapacağı gibi tezle ilgili sorular soruyor ve tüm itirazlarını, eleştirilerini, yorumlarını ve, gerçek savunmadan farklı olarak, önerilerini dile getiriyor. 

Bu etkinliğin temel işlevi öğrencinin gerçek savunmaya daha iyi hazırlanmasını sağlamak. “Opponent”in eleştiri ve önerilerini alan öğrenci eksiklerini gideriyor, düzeltmelerini yapıyor ve jüri karşısına çok daha hazırlıklı biçimde çıkma imkânını elde ediyor. 


İşte ben de Uppsala Üniversitesi, Dilbilim ve Filoloji Bölümü’nden, o bölümde doktora yapmakta olan Gunvald Ims adlı öğrencinin “Irony and Westernization in Three Turkish Novels of the Second Half of the Twentieth Century” başlıklı tezi için düzenlenecek “Last Seminar”da “opponent” olma daveti aldım ve bu davete icabet ederek İsveç’e gittim. 

Seminere öğrencinin, onun danışmanının, bölümün diğer hocalarının yanı sıra diğer doktora öğrencileri, araştırmacılar ve başka bölümlerden öğrenciler ve hocalar da katıldı. Anladığım kadarıyla özellikle diğer doktora öğrencilerinin katılması teşvik ediliyordu çünkü bu sayede yakın gelecekte, deyim yerindeyse, başlarına ne geleceklerini görme şansına sahip oluyorlardı. 

Bu çerçevede ben önce Gunvald’ın tezinin özetini aktardım. Ardından yorum, eleştiri ve öneri bölümüne başlarken öncelikle, birçok bakımdan çok başarılı olan ve yoğun ve özenli bir emek harcandığı belli olan bu tezin olumlu yönlerini (ilginç konusu, iyi önermesi, romanlara yönelik iyi bir yakın okuma örneği olması vb)  vurguladım. 


Daha sonra, tartışmayı açmak üzere öğrenciye, tezin yeni bir metodolojisi yeni bir yaklaşımı, yeni bir sorusu olup olmadığını, tezin alana nasıl bir katkı sunacağını ve Batılılaşma meselesine ironi üzerinden bakmanın bize nasıl bir açılım sağlayabileceğini sordum. Öğrencinin verdiği cevapların ardından tezle ilgili eleştirilerimi ve bunlarla ilgili önerilerimi dile getirdim. Tezin içeriğiyle ilgili olarak:  

•Seçilen dönemin ve eserlerin neden ve nasıl seçildiğinin açıklanmamasına dikkat çektim. 

•Batılılaşma gibi çok boyutlu bir olguyu ele alırken kültürel ve tarihsel bağlamın ortaya konması gerektiğine işaret ettim.  

•Tezde yoğun olarak kullanılan terim ve kavramların hangi anlamda kullanıldığının açıklanmasının, bir anlamda “kavramsal temizlik” yapmanın yerinde olacağını belirttim. 

•Doktora tezinin bir anlamda mevcut literatürle bir hesaplaşma da içerdiğini, dolayısıyla konu hakkında yazılmış ikincil eserlere, eleştirmek ya da yararlanmak amacıyla, referans verilmesi gerektiğini ortaya koydum. 

Biçimsel açıdan eleştirilerim de oldu. Bunlar tezin bölümlendirilmesi, tezin bölümlerinin yapısı, bütünlüğü ve iç tutarlılığı, argümanın açıkça ifade edilmesi, kaynakların kullanımı, alıntılama teknikleri, başvurulan ikincil kaynakların teorik perspektifleri arasında tutarlılık vb ile ilgiliydi. 


Tüm bu noktalarla ilgili önerilerimi de ortaya koyduktan ve öğrencinin söyleyeceklerini dinledikten sonra semineri tamamladık. 

Gunvald Ims’in tezi için verdiğim geribildirimin onu işine yarayacağını ve daha iyi bir savunma yapmasına yardımcı olacağını umuyorum. Öte yandan bu tecrübe benim için de yararlı ve ufuk açıcı oldu. Kısaca işin bu yönünden bahsederek yazımı sonlandırayım: 

Öncelikle, daha önce haberdar olmadığım böyle bir uygulamanın varlığının bende uyandırdığı duygu “kıskanmak” oldu. Böyle bir tecrübenin doktora tezi yazan bir öğrenci için ne kadar yararlı olduğu aşikâr ve İsveç üniversitelerinin öğrencilerine bu imkânı sunması harika bir hizmet. Şüphesiz bu bir ölçüde maddi kaynaklarla da ilgili bir durum ve her öğrenci için, gerekirse yurtdışından, bir “opponent” getirtmek ve onun masraflarını karşılamak güçlü bir mali yapı gerektirir. Yine de birçok zengin ülkede bu uygulamaya rastlanmadığı göz önünde bulundurulursa, bu durum kaynakların ne yönde kullanımının tercih edildiğini ve eğitime verilen önem ve önceliği göstermesi bakımından çok dikkate değer görünüyor. 


Ayrıca bu sayede yurtdışındaki Türkoloji ve Türkiye Çalışmaları camiasından isimlerle tanışma, hem onların çalışmalarını öğrenme, hem bizim yapıp ettiklerimizi anlatma imkânı buldum. Orta ve uzun vadede bu temaslar hiç şüphesiz yapıcı işbirlikleri için zemin hazırlayacaktır. 


Son olarak, bu tez üzerinden Türk edebiyatının yurtdışında algılanışı konusunda yeni gözlemler yapma fırsatı bulduğum için de mutluyum.